Huzur Açlığı
Bazen haddinden fazla huzur açlığı duyduğum olur. Arada gelen huzur lokmalarıyla iktifa etmek zorunda kalırım. Bu kadarcık huzur ile nasıl def-i cû (açlık def eldilmesi) edilir? Dediğim zamanlar olduğunda bu sıkıntının sevki ile, beni yeni huzur kaynağı bulmaya yönler.
Ne acayiptir ki, yerden gökten huzur, huşu, lezaiz (lezzet) yağdırırken, kâh olur damlasına muhtaç eder. Hele bir yıl önce nice buhran ile hemhâl olmuş eleme gark olmuşken, öyle bir teselli halk eyledi ki tadını damakta bıraktı. Acaba emr-i hak (ölüm gelecek) vaki olacakta son demler içinde miyim? Şüphesiyle mesrur etti, öyle şaşırttı ki bu kadar da olmaz dedirtti. Ben bu tatlı bahar rüzgarının bitmeyeceği hulyasıyla daha neler ümit ederken, rüya sonrası yavaş yavaş uyanan vücut gibi ağır ağır beni terk eyledi. Şimdi ise sanki bir sıtma gibi arada uğrayıp gidiyor.
Gayet tabii, bu güzel huzur hissinin gidişi gayet hüzünlüdür yokluğu ziyadesiyle keder verir. Fakat biz ümitsiz miyiz? Asla, neden ümitsiz olalım? Cenab-ı hak bir ikram-ı ilahiye mazhar kıldı biz ganimet bilmedik yine gelecektir yolunu bekliyoruz. Fakat bu iltifat-ı şahaneyi elde etmek, yolunu beklemek dert ve sıkıntılarında yolunu bekliyoruz demek oluyor. Çünkü büyük dert ve sıkıntıların badirelerin içinde yerleştirilen bir ikramdır bu. Huzuruna talibiz ama vereceği elemine nasıl talip olalım. Bize düşen yine hayırlısını murad etmek.
Mihraki

Yorumlar
Yorum Gönder