Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir melek gördük

Resim
              28 muharrem 1436                               Bir taziye makamında olması için naçizane yazdım, mutlaka kusurları vardır. Özellilkle Muhammed Eren'in peder ve validesinden kusura bakmamalarını istirham ediyorum...                 BİR MELEK GÖRDÜK Bugün asumanı hüzne gark edecek         Bir melek gördük Amine hatunda biz        Hürmetine arştan seli ark edecek                  Bir melek gördük Amine hatunda biz Nasıl dayansam bu hicrana der iken          Yetişti rahmet şavkı bi-karar iken          Huri gılman sinesine bekler iken          Bir melek gördük Amine Hatunda biz             ...

Ahlak ve iman zırhı giyme çabasının diğer adı; Cemaat Mensupluğu

Resim
                 13 Şevval 1435 (cumartesi)             Bizler öyle bir asırda yaşıyoruz ki, bu asırda ahlaklı kalabilme bir marifet olduğu gibi ahlaki istikametten ayrılmak inanılmaz kolaydır. O kadar kolay ki, hiç kötü arkadaşa ihtiyaç duymadan evinde, masanın başında kendine kötü ahlak ve kötü alışkanlıklar edinilebiliyor. Evi gibi insanın her onuda kendi hükmünü icra edebileceği, gayrın nazarında mahrem olan bu bölgede bu kadar kolay olan bu mesele, ev sınırları dışında nasıl olacağının kıyası gayet açıktır.                                   Günah denilen bu mefhum, hayatın her meratibinde (mertebesinde) her alanında her konusunu öylesine işgal etmiş kaplamış ki, vücudu görünmeyen bir tsunami gibi önüne ne katmışsa götürüyor. Biz ancak bu boğuculuğu doğurduğu kötü sonuçlarla görebiliyoruz ve bir çoğumuz sonucu g...

Ramazan ve Sıyamı (Orucu)

Resim
                             4 şevval 1435/ perşembe                          Rabbim yine bizleri rahmetinin sağnağıyla ıslatan, feyiz çığı altına alan ramazanın sıyamına  ulaştırdı. Bu sıyamla namaz bir başka, istiğfar bir başka tekmil ibadet bir başka...               Nasıl başkalaşmasın, hayat bu aciz kulları derdinin kederinin günahlarının burudetiyle dondurmuşken, onbir ay uzaktan uzağa gördüğün adım adım yaklaştığın alevin başına ancak ramazan ayında kuruluyorsun. O donmuş hisler ancak o ayda hayat bulup canlanıyor, yarı yamyam vaziyette ki beşeri haller insani vaziyete ancak o ayda kalboluyor. Her anı ganimet bilinmeliydi...               Özellikle televizyon muhabirlerinin halka sordukları eski ramazanlar nasıldı suali beni şahsen çok şaşırtıyor. Ekseriyet...

Reklam Oklarından Târumar, Kültüre Açtığı Yaralardan Bizâr Olduk.

Resim
   07 recep 1435 / salı                    Ne kadar garip bir hâldir ki, bütün küre-i arzın (dünyanın) seveceği, yiyeceği, giyeceği, hayat tarzım dediği akla gelen ne varsa, reklam denilen şey ile oluşturuluyor veya tebdil edilebiliyor(değiştiriliyor).İnsan ise gerek televizyon, gerek büyük reklam panolarında veyahutta internet aracılığıyla bu reklamın yoğunluğu altında kalıyor. Sanki hipnotize olmuş gibi modaya uyma mecburiyetini kendin de hissediyor. Hele kalabalık bir kitle o şeye rağbet göstermesin, sanki ilahi bir buyrukmuş gibi kayıtsız şartsız ona ittiba etmesi gerektiğini düşünüyor.  Kıyafet ve giyim kuşam üzerinden para kazanmak maksadıyla emo, gotik, punk, rock, tikky gibi ve nice hayat tarzı oluşturuluyor ki sadece kıyafetle kalmayıp selam verişine kadar tesir ediyor. Hakikaten bu modaya yetişme çabası bizi bir çok konuda kültürel olarak yıprattı. Bir zaman şahsi blogumuzda  acizane söyle de...

Sevgi Sahrasındaki Mayınlı Arazi

Resim
26 cemaziyelahir 1435 / cumartesi                                                     İnsan yapı itibariyle bütün kainatın ayrı ayrı her kademesine yetip artacak bir muhabbet kabiliyeti, bünyesinde mahfuzdur (gizlidir). Hatta bunu kullanma isteği, yani sevme ihtiyacı yemek içmek gibi bir zaruretten çokta farklı değildir. Hele ki insanın ferdi olarak hayatını idame ettirememesi, toplu halde hayat sürdürmeye ihtiyaç duyması, muhabbet duyma sevme hissiyatını kullanmasına resmen cebreder, zorlar. İnsanın hal ve vaziyeti bu iken, hayat-ı ictimaiyyenin hali de malumdur. Artık asrımız Avrupa seyyahlarının Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye tebasına dair kaleme aldıkları eserlerden çok uzakta. Bu eserlerde insanımızın nezaketini dürüstlüklerini öyle bir tasvir ediyor ki akıl ve hayal idrakinden aciz kalıyor. Artık asrımız Anadolu insanı, Baki, Şeyh Galip, Nedim ,T...

Lüks Hayatın değil, Bereketin Zengini ol...

Resim
                                                                                                                                                                                                                                                                                             ...

Sahtelik Asrı

Resim
13 cemaziyelahir 1435 / Pazar                                       Asırların en sahtesinde yaşıyoruz. Bu sahtelik hayatı boğarcasına sarmış, bir an bile gerçek nefes almasına mani olurcasına kavramış. İnsanın tüketttiği ve alakadar olduğu herşeyde mutlak bir sahtelikle karşılaşıyoruz. Sahte ve hormonlu gıdalarla beslenen insan da gayet tabi her halinde sahte bir vaziyette, sahte gülüş, sahte bakış, enva-i çeşit riyakarlık cümbüşü ... Tüketim günü geçmiş tavuk etine çamasır suyu içinde bekletilerek tazeymiş görüntüsü verilmesi. Tavuk etine kırmızı boya sürerek ona kırmızı kıyma görünümü verilmesi gibi sahteliklere girmek istemiyorum. Çünkü bunlar aşikare görünen sahte ve riyakarlıklardır. Bir de bizim sıradan hale gelmiş aslı gibi olmayıp farklı bir surette gösterdiklerimiz var.  Hem bu sahtelik hayatın büyük bir bölümünü kuşatmıştır ki bunun bizler farkında bile değiliz.  ...

Kaz Gibi Yolan MODA

Resim
                                                                                                                        8 cemaziyelahir 1435 / salı                           Eski dönem insanlarına baktığımızda günümüz insanlarına göre daha mutlu olmalarının sebebinin ihtiyaçlar...

Huzur Açlığı

Resim
                          Bazen haddinden fazla huzur açlığı duyduğum olur. Arada gelen huzur lokmalarıyla iktifa etmek zorunda kalırım. Bu kadarcık huzur ile nasıl def-i cû (açlık def eldilmesi)  edilir? Dediğim zamanlar olduğunda bu sıkıntının sevki ile, beni yeni huzur kaynağı bulmaya yönler. Ne acayiptir ki, yerden gökten huzur, huşu, lezaiz (lezzet) yağdırırken, kâh olur damlasına muhtaç eder. Hele bir yıl önce nice buhran ile hemhâl olmuş eleme gark olmuşken, öyle bir teselli halk eyledi ki tadını damakta bıraktı. Acaba emr-i hak (ölüm gelecek) vaki olacakta son demler içinde miyim? Şüphesiyle mesrur etti, öyle şaşırttı ki bu kadar da olmaz dedirtti. Ben bu tatlı bahar rüzgarının bitmeyeceği hulyasıyla daha neler ümit ederken , rüya sonrası yavaş yavaş uyanan vücut gibi ağır ağır beni terk eyledi. Şimdi ise ...

Nerede O Eski Aynalar

Resim
                    Gece ne kadar siyah şalını örtse de düşünce dünyasını bir türlü örtmeyi beceremiyor. Aksine insan gece vakti sair vakitlere kıyasla daha derin düşüncelere dalıyor. Muhayyilemiz yani düşünce ve hayal dünyamız ekseriyetle istikbale uzanıp gelecek endişesini arttırsa da maziye de uğrayıp, eski uğrak mekanlarına hayalen dahi tekrar uğruyor ve fevkalade bir özlem ardından hüzün duymaya başlıyoruz. Ne gariptir sürekli eskiyi methedip ne güzel günlerdi deyip maziye haddinden fazla iltifat ediyorum. Eğer elimizde şuan imkan olup ta hasret duyduğum o ana gitsek kim bilir hangi dert ile cebelleşiyor olurdum. Bunun da nedeni bir iki madde ile anlatılabilir fakat ben bu meseleye girmek istemiyor başka bir vakte talik etmek istiyorum. Hayatın zaman noktasındaki gidişatı yirmi yaşına kadar gayet yavaş veyahut ta normal bir seyirde ilerlerken, bu yirmiden sonraya...

Deliyi Allah korur

Resim
           Dönüp dolaşıyor bir şekilde konu bütün kainatın hizmet ettiği asıl meyvesi olan insana geliyor. Nasıl gelmesin ki, etrafımızda dönen bu kadar olağanüstü olayın hakikatine nüfuz edip tahlilini yapabilecek tek varlık insandır.                      Geçmişte yaşadığı olayları sanki şuan yaşamış gibi hüzünlenen, geleceği bilmediği için her an tedirginlik duygusu taşıyan insandan başka hangi varlıktır. Kilometrelerce ötede herhangi bir varlığın enin edip acı çekmesine fevkalade üzülüp nalan eden insandan başka hangi varlıktır.                      Hele o muhtaç olana elini uzatamıyor ona yardım edemiyorsa bu bütün bütün duygusal helak sebebidir. Bunların tek sorumlusu bana akıl gibi geliyor. Bazen bu akıl başa beladır demekten kendi...

Merhametten Maraz mı Doğar?

Resim
              Merhametli olduğun için hata yaptığını hissettiğin oluyor mu? Bende oluyor. Acaba nerede hata yapıyorum diyorsun? Beklenmedik sadakatsizlik bir kenara zaten sana ihaneti nankörlüğü muhakkak. Sen kaderin ram edip tutsak ettiği, ona da mûtlak hürriyet bahşedildiği insan mıdır? Diyerek, kadere dehşetli sualler soruyorsun. Ardı arkası kesilmeyeceğini zannettiğin sualler ya bitiyor veya bir ezan sesi sualleri bölmek suretiyle, seni ilahi meşke davet ediyor. Sen icabet ettiğinde o kesif, zifiri karanlığı yararak seni bir tefekküre sevk ediyor.   Diyor ki : Geçmişine bak, bu yaşına kadar nasıl geldin? Sende bakıyorsun : Bir an-ı seyyale, sanki göz açıp kapayıncaya kadar kısa... Diyor ki : Geleceğine bak nasıl devam edicek? Sende bakıyorsun : O kadar uzun geliyor ki sanki asırlara sığmayacak... Bu cevapların hangisi doğru? Ne geçmiş bu kadar kısadır ne de gelece...

...Herzelerinden Bıkarsın

Resim
          ''Hangi hata hezimet, hangisi muvaffakiyet ayırt etmek o kadar zor ki, zaten birbirini izleyen olaylar sonunda ancak anlaşılabiliyor'' herzelerinden bıkarsan, her hata sonunda başa dönemekten dahi bıkarsın. Oysa ne emellerle meşbu(dolu) iken, olmaması gerekenin olması ile tekrar başa dönmekten bizârsın. Bir müddet bekler tâkat bulursan, ha gayret der tekrar ayaklanırsın çünkü hala yarından haberdâr değilsin ümit vârsın. Gaybı bilmemenin cesaretine haizsin. Yarının başka olacağı ümidiyle yeni çareler arama uğraşındasın ve doğru yoldasın. Yeni metodlarla yola çıkarken, sendeki eksikliği bir başkasında tam görürsen onu tam sanmakla kalmayıp, ülfet yağmuruyla sırılsıklam sanırsın. Halbuki onunda senden farkı yoktur o da bezgin güruhundandır. Kim bilir o da hangi makamın derdiyle âlûde, nev-bahar bekçisidir. Sonra bir tohumun filizlenip neşv-ü nema bulması gibi küçük bir adım atar fakat...

Kaşgari Dergahındaki Mahzun Dost

Resim
                             Dün Ebu eyûp el-ensari hazretlerinin adını andık gayet güzel bir tevafuğun eseri olarak bugün yolumuz kabr-i şeriflerine düştü. Kendisiyle lazım gelen hasb-i hali ettikten sonra ağır adım, isminden pek haz etmediğim fakat manzarasına tekrar hayran olduğun piyer loti tepesine doğru ilerledik. Binlerce meyyit arasından geçerken, onların istiğfar memuru olan her daim kıyamdaki ağaçlar görevlerinden bir an dahi taviz vermez bir ciddiyet halindeler sanki. Derken her zaman niyet edip bir türlü nasip olmayan Kaşgari dergahına ziyaret nasip oldu. Tanışmaktan son derece bahtiyar olduğum gönül eri sanki misafirlerini kapıda bekliyor ve lisan-ı haliyle hoş geldiniz diyor. Açıkçası hayalini kurduğum beklediğim bir manzara ile karşılaşmadım. Dışı ahşap olan tekkenin-şimdi cami olarak kullanılıyor- boya...

Sunar bir câm-ı memlû...

Resim
                                                                Sunar bir câm-ı memlû bin tehî peymâneden sonra                                      Döner vefk-i murâd üzre felek ammâ neden sonra                                                    ...